
Dünyanın
en gizemli uygarlığı Mayalar'dan geriye sadece, çözümü onlarca yıl
süren yazılı tabletler kaldı. Hiçbir iz bırakmadan tarih sahnesinden
silinen bu görkemli uygarlığın izlerini araştıran bilim adamı ve
tarihçiler, dünyanın geleceğiyle ilgili önemli ipuçlarına ulaştılar.
Mayalar'ın takvimine göre dünya 1 milyon 872 bin günde bir çağ
değiştiriyor. Oldukça karışık olan bu takvim bilim adamlarınca ancak
yüz yılda çözülebildi. Bu yazıda dünyanın geleceğiyle ilgili Mayalar'ın
kehanetlerini okuyacaksınız.
Geçmişteki
en eski ve en gelişmiş uygarlıkların en güçlüsü ve 2012 yılı için
yaptıkları kehanet! Dünyanın en gizemli uygarlığı Mayalar'dan geriye
sadece, çözümü onlarca yıl süren yazılı tabletler kaldı. Hiçbir iz
bırakmadan tarih sahnesinden silinen bu görkemli uygarlığın izlerini
araştıran bilim adamı ve tarihçiler, dünyanın geleceğiyle ilgili önemli
ipuçlarına ulaştılar.
Mayalar'ın
kriptoyu andıran tabletlerinde dünyanın son çağına gireceği ancak bunun
büyük bir tufandan sonra olacağı yazılı. "Uzaylı uygarlık" olarak da
tanımlanan Mayalar'a göre dünya bugüne kadar dört çağdan geçti ve her
çağın sonunda büyük yıkım yaşandı. Mayalar'ın oluşturduğu takvime
bakıldığında da dünyanın yaşayacağı tufan net olarak belli. Mayalar'ın
takvimine göre dünya 1 milyon 872 bin günde bir çağ değiştiriyor.
Oldukça karışık olan bu takvim bilim adamlarınca ancak yüz yılda
çözülebildi.
Kehanetleri:
Yüzlerce yıl önce yok olan Maya Uygarlığı'nın tabletlerine göre dünya büyük bir tufandan sonra son çağına girecek.
Maya
takvimindeki yok oluş tarihi Marduk'la da örtüşüyor. Dünyanın beşinci
değişimi bu yüzyılda. Tabletlerdeki Maya takvimi tufanların yaşandığı 4
çağdan sonra sonu yine tufanla bitecek 5'inci çağın 21'inci yüzyılda
başladığına işaret ediyor.
Mayalar kim?
Her
şeyden önce Mayalar çok üstün seviyeli dinsel bilgilerle geldiler. Tek
tanrı inancındaki eski "Mu Güneş Dini" ne bağlı bir topluluktular.
Örneğin Mısır uygarlığı, Mu'dan sonra gelen ve Mu kadar gelişmemiş bir
uygarlık olan Atlantis'in bir kolonisiydi. Öyle olmasına rağmen dönemin
çok üstünde bir gelişim gösteren bir uygarlık olarak tarih sahnesine
çıktılar. Mayalar o anlamda Mısır'dan hem çok daha üstün bilgiye ve
daha eski bir geçmişe sahiplerdi. Çok gelişmiş dini sistemleri
sayesinde geleceğe ait bazı bilgilere sahip olan Mayalar'ın geleceğe
ait olan bilgileri ise geçmişe ait bilgiye sahip olmalarında yatıyordu.
"Başlangıç nasılsa son da öyle olacaktır" diye çok eski ezoterik bir
söz vardır. Çünkü bazı şeyler yeryüzünde periyodik olarak tekrar
ediyor. İşte Mayalar'ı önemli kılan bu ezoterik (gizli öğreticilik)
bilgi birikimine sahip olmalarıydı. Mayalar'a göre yeryüzünde meydana
gelen en önemli değişimlerden biri de eksen açısıyla ilgiliydi.
Günümüz bilimsel bulguları Mayalar'ın bu bilgisiyle tam anlamıyla örtüşmüş durumdadır.
Mayalar
2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil
fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim
zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı
olacak.
Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu
dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak.
Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim
adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden
gözlemleyebiliyoruz.
"Beşinci
kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki
değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle
meydana geleceğini söyleyen Sınır Ötesi Yayınları'nın Genel Yayın
Yönetmeni Ergun Candan, dünyadaki iklimlerin değişimini de buna
bağlıyor. Candan, "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda
buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey
Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda.
Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" diyor.
Dünyanın
en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel
verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik
alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler
açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla
gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir
değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler.
İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da
Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek
trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye
göre dünya için 2012 yılı çok önemli.
Yani bu görüşe göre 2012 yılında dünya yok mu olacak?
Mayalar
2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu dünyanın top yekun yok
oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi
düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de
birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel
değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar
insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı,
ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda
tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın
yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta
çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi
bahseder. 2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı
çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.
Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu?
Şu
anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi
geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu
yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına
önemli bir şey.
Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı?
Bütün
bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC
muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu.
En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda
buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.
Şifre nasıl çözüldü?
Simetriyle
ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın
üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana
getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa
sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu
sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü
Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı,
yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir
şekilde görülen "Güneş Haçı" nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in
manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli
mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan
manyetik değişimlerdir!..
Mayalar
şaşırtıcı bir astronomi bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş,
Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın
cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve
bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi. Hatta bu gözlemleri sayesinde
bir yılı bizim bugün süper bilgisayarlarla hesapladığımız süreden
milyonda bir hata payı ile hesaplamışlardı. Zamanı ölçmede hassas
hesaplara ulaşmak için döngülerden ve iki ayrı takvimden
yararlanmışlardı.
Bunların
ilki, "kutsal takvim" olarak bilinen ve 20'şer günlük 13 aydan oluşan
"Tzolkin" (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu döngü, 13 rakam ve 20 ismin
oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260 günlük sürecin bitiş günü "13
Ahau"dur. "Haab" adını taşıyan bir ikinci takvim, bugün bizim
kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve yine 20'şer günlük 18
aydan oluşur. "Uinal" olarak adlandırılan bu 20 günlük ayların toplamı
360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna "tun" adı verilir. Normal
güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5 tanrının adıyla "tun"a
eklenir (aynı Mısır ve Sümer"de olduğu gibi!) Her iki döngünün gün
sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir. Tzolkin ile Haab'ın
bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin'e göre 13 Ahau gününde,
Haab da sona ermiştir.
GÜN
SAYISI İSMİ 1 Kin 20 Uinal 360 Tun 7200 Katun 144000 Baktun İşte
Mayaların efsanevi "Long Count" yani "Uzun Sayım" dedikleri süreç, 13
Baktun'a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı) Maya tarihinde
"başlangıcı" olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı
yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa'nın doğduğu
varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı "0" olarak kabul
eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız.
Mayalarda
da bu tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin
başlangıç noktası Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla
yapım tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen
birkaç tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban'da) Maya
rahiplerinin, yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de
bulunmuş ve yanılma payıyla birlikte Milattan Önce 11 Ağustos 3114
tarihi 0.0.0.0.0 noktası olarak tespit eidlmiştir. Ve buna göre
13.0.0.0.0 tarihi 21 Aralık 2012 gününe denk gelmektedir.
Maya
takviminin 21 Aralık 2012'de bitmesinde ne var diye soruyor
olabilirsiniz. Aslında bu tarih tespit edildikten sonra
araştırmacılarında kafasına takılan soru buydu. Ve ilk akla gelende,
astronomide bu kadar ileri bir toplumun bu tarihide bir astronomik
oluşumla ilişkilendirmiş olma olasılığıydı. Bu yönde yapılan
araştırmalar bu fikrin doğru olduğunu ortaya koydu.
Bilindiği
gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21
Aralık 2012'de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça
sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin
ve Ay'ın üzerinde hareket ettiği, "Ekliptik" olarak adlandırdığımız
"tutulum çemberi"nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu'nun dünyadan görülen
ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik
ölçümlere göre "galaksimizin merkezi" olduğu belirlenen noktada (süper
karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha
da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş'in de tam
"gündönümü" sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik
deyişle "Gündönümü Güneşi", Ekliptik ile Samanyolu kuşağının "galaksi
merkezi" olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata
yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, "Güneşler" olarak
adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte.
Maya
kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun'luk (aşağı yukarı 5125
yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için
radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz
devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde
son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık
2012'ye denk gelmektedir.
Mayaların bugüne ilişkin
öngörüleri,efsaneleri veya kehanetleri ise gerçekten çarpıcı. Buna
geçmeden önce bir bilgiyi daha vermek gerekli. İçinde bulunduğumuz
galaksi milyonlarca yıldıza sahip olmasına rağmen, galaksimizin merkezi
olarak gösterilen nokta yıldız miktarının gayet seyrek olduğu bir
nokta. Yaklaşık 25,800 yılda toplam 4 kere (dünyanın presession süresi)
galaksi merkezimizle,
* " A door into the heart of space and time will open" , Zamanın ve uzayın kalbindeki kapı açılacak
* " The cosmos will be reborn or recreated " , Evren yeniden doğacak, yeniden yaratılacak
*
" We will reach the Zero Point of the process - a moment of collective
spiritual birth " , Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal
doğuş anı
* “…our basic orientations will be
inverted. On the level of human civilization, our basic assumptions and
foundation values will be exposed, and we will have the opportunity to
embrace values long since driven under the surface of our collective
consciousness"
Bizim
basit doğamız ters yüz olacak. Aslında tek önemli tarih 21 Aralık değil
2012 yılı için. Mayaların astronomi birikimlerinde , Boğa
takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir önemi var. G Bu yıldız
grubunun gökyüzünün tepe noktasından ("Zenith" noktası) geçişi, Mayalar
için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin ile Haab'ın son günlerinin
çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda yaşandığı için de fazlasıyla
önemsenirdi. Monte Alban'dan İzapa'ya dek birçok kentte, gökyüzünün
tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış şaftlara sahip yapılar
bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını yukarı kaldırıp belli bir
anda daracık şafttan gökyüzüne bakan gözlemci, yalnızca Zenith
noktasını görürdü. Meksika'nın güneyinde, İzapa'nın bulunduğu paralel
üzerinde Güneş - Pleiades buluşması, presesyon etkisinden bağımsız
olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61 gün sonra gerçekleşir.
Günümüzde bu tarih, Güneş'in Boğa Burcu'na girdiği 20 Mayıs tarihine
denk gelmektedir.
Bu buluşma Zenith'te gerçekleşirse ne olur?
Mayıs
2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız. Ama ondan çok daha
önemli birşeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz. Mayalarca önemli olduğu
yeterince vurgulanan gün, Güneş - Pleiades - Zenith buluşmasıdır ve bu
astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000'dir.
Mayalar,
13 Baktun'un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir
sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı Ünlü Kukulkan
piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith'e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan
kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki
"çıngırak" işaretleri, Maya kültüründe Pleiades'in simgesidir.
Çıngırağın biraz aşağısında, "Ahau yüzü" olarak adlandırılan bir
kabartma vardır ve bu da, Güneş'i simgelemektedir. Bir bütün olarak
Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş - Pleiades - Zenith
buluşmasına işaret etmektedir..
Orta
Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında kaybolup gitmiş bir uygarlık...
Tarihte en çok merak edilen insanların soyu: Mayalar...
Kimdi bu insanlar?... Nereden gelmişlerdi ve çağımıza hangi mesajları bırakmışlardı?
İşte
bu sorular; 1773 de şu meşhur şehir Palanque'nin* kalıntıları
bulununcaya kadar; yazarların, kaşiflerin, bilim adamlarının iki yüz
yıl boyunca kafa yordukları sorulardan sadece birkaçıydı... Hala bile
tamamen ortaya çıkarılamamış ve gün geçtikçe vahşi ormanın tehdidini
üzerinde hisseden bu muazzam kent, yeni dünyanın en çok merak ettiği
sırrıydı... Göz alıcı beyaz kireç taşıyla, Rönesans Masonları'nın bile
kusur bulamayacağı mükemmellikte inşa edilmiş o piramitler, tapınaklar
ve saraylar görenleri dehşet içinde bırakıyor... Ne yazık ki kentin en
önemli binalarının duvarları üzerindeki şifrelerin çözülmesi ancak 20.
Yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşebilmiş, bu hazinenin değeri ancak bu
şekilde anlaşılabilmiştir.
Bulgular
bizden oldukça farklı bit toplumu gün ışığına çıkarıyor. Mayalar sadece
Yeni Dünya Uygarlıkları'ndan değil, kendi dönemleri içinde yaşamış Eski
Uygarlıklar'dan da çok farklıydılar. Yaşamsal gereçler haricinde pek
fazla kişisel mala sahip değillerdi. Mısır ve diğer mahsulleri
yetiştirmek için basit tarım araçları kullanırlar, bununla beraber
toprağın verimliliğini sağlamak amacıyla, tuhaf ve acı verici majik
ayinler düzenlenmesi gerektiğine inanırlardı. Bu majik nitelikli
ayinler, doğayla barış yapmak adına harikulade süslü ve gösterişli
giysileriyle rahipler ve kabile liderleri tarafından yürütülürdü. Maya
kabilesi hiyerarşik bir toplumdu. Kanun adamları da köylüler de
yerlerini bilirlerdi. Mayalar'ın, Avrupa'da aynı çağda yaşamış diğer
karanlık çağ toplumlarından önemli bir farkları vardır:
Mayalar Astronomi uzmanıdırlar...
"Güneş'in
5. Çağı"nda yaşadıklarına, bizim devrenin insanına gelinceye kadar
yeryüzünde "Dört Çağ" ve "Dört Irk"ın gelip geçtiğine inanırlardı.
Onlara göre u dört ırk, büyük afetlerle yok olmuş, her çağdan geriye
kalabilenler bu olup bitenleri anlatabilmişlerdir.
M.Ö. 12 AĞUSTOS 3114'den,
M.S 22 ARALIK 2012'ye...
Maya
Kronolojisi'ne göre, yaşadığımız "5. Çağ" M.Ö. 12 Ağustos 3114
tarihinde başlar ve M.S. 22 Aralık 2012 tarihinde biter. Mayalar
2012'de dünyanın katostrofik (ağı hasarlı) depremlerle karşılaşarak,
büyük bir "Tufan"a sahne olacağına inanırlar.
Bu
güne kadar Mayalar hakkında birçok kitap yayınlanmış fakat, hiç biri bu
tuhaf ama dikkate değer takvimi incelemeye, bu kesin tarihleri neye
dayandırarak ortaya koyduklarını araştırmaya cesaret edememiştir.
Takvimlerin mekaniği hakkında pek çok şey yazılmasına rağmen, onları bu
tarz komplike zaman sistemleri oluşturmaya iten sebepler hala
karanlıktaydı.
Artık
kurdukları saatin alarmı çaldı çalacak... Ve biz nihayet onların sadece
kendi zamanları için değil, tüm insanlık için hayati önem taşıyan bu
bilgilere sahip olduklarını görüyoruz.
Uygarlıkları
bizim standartlarımıza göre ilkeldi belki... Çağlayan nehirlerinden
başka su sistemleri, yolları, arabaları, elektronik bilgisayarları
yoktu... Ama diğer konularda engin bilgi ve altyapıya sahiptiler. Son
araştırmaların gösterdiğine göre Mayalar, bizim düşünemeyeceğimiz,
hatta tahmin bile edemeyeceğimiz tarzda fizik ötesi bilgi ve pratiği
kullanabiliyorlardı.*
Bu
esrarengiz insanlar, Avusturalya Yerlileri gibi rüyayı, geçmiş, gelecek
ve şimdiki zaman hakkında yorum ve kehanetler yapabilmek için
kullanmışlar, gezegenleri ve yıldızları da modern araçlar olmamasına
rağmen tuhaf bir biçimde doğru olarak takip edebilmişlerdir.
Mayalar,
kendi dinlerine çok sıkı bağlı olan bir toplumdu. Sırlarla dolu dinleri
dıştan bakışta hiçbir şey anlaşılamayacak kadar şifreliydi. Ona ancak
inisiye olanlar nüfuz edebilmekteydi.* Dinlerindeki sırlar mitolojik
anlatımlarında üstü örtülü bir şekilde dile getirilmiş durumdaydı. Ama
mitolojilerindeki sembolik anlatom üzlubu da çözülemeden, bu bilgilere
ulaşmak hiçbir zaman mümkün olamamıştır. Mayalar kelimenin tam
anlamıyla gizemli bir toplumdu...
İlk
zamanlarından son zamanlarına kadar (M.S. 600 - 800 yılları arasındaki
Post-Klasik dönem ve sonraki birkaç yüzyıl) dünyadaki en önemli sanat
eserlerinden bazılarını üretmişlerdir. Fakat hala tam olarak
anlaşılamayan bazı sebeplerden dolayı, Maya Uygarlığı çökmüş ve kabile,
kentlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bir zamanlar muazzam
piramitler inşa edip, yıldızlar ve gezegenler üzerine çalışma
yaptıkları bölgenin büyük bir kısmı şu anda ormanın ve toprağın
derinliklerinde yatmaktadır.
Maya
Uygarlığı'nın üzerinde yükselen Toltek ve Aztek kabileleri, bugünkü
Mexico City'nin daha kuzey bölümlerine yerleşmişlerdir. Bununla beraber
Maya Uygarlığı'nın en son temsilcileri güneydeki tepelere ve kuzeydeki
Yucatan Yarımadası'ndaki düzlüklere dağılmışlar, asıl yerleşim merkezi
olan orta kısım ise tamamen terk edilmiştir.