| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Teknolojinin Tek Bloğu

Yazılar arşiv 01.2008 Other entries in 2008-01 resimler , videolar

Google ve Dell cep telefonu için ortaklık mı kuruyor?

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲
 

Yeni çıkan söylentilere göre Google ve Dell şirketleri cep telefonu pazarına girmek için ortaklık kuruyor.


Yeni söylentilere göre Google ve Dell kendi cep telefonlarını üretmek için işbirliği içine giriyor.

İddialar ise pazardaki yüksek konumlu uzmanlar tarafından doğrulandı. Şirketlerin yeni planlarını şubat ortasında Barselona'da düzenlenecek olan 3GSM konferansında açıklamaları bekleniyor.

Bu iddialar Google'ın içinden birisi tarafından yalanlansa da böyle bir ortaklık Dell'in cep telefonu pazarına girmesi için ve Google'ın mobil işletim sistemi Android'i tanıtabilmesi için bulunmaz bir fırsat.

Tabi iddiaların tamamen safsata olması da muhtemel çünkü bilindiği gibi geçtiğimiz yıl Gphone üzerine oldukça yazılıp çizilmiş, fakat sonunda tüm teknoloji severler büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı.

Avea'lılara MSN Müjdesi!

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 

Windows Live Messenger'ı cep telefonlarına yükleyen abonelerden 22 Şubat 2008 tarihine kadar abonelik veya mesajlaşma ücreti alınmayacak.Microsoft ile yaptığı işbirliğiyle Windows Live Messenger'ı abonelerine sunan Avea'nın, bu hizmeti 22 Şubat 2008 tarihine kadar ücretsiz vereceği bildirildi.

Avea'dan yapılan yazılı açıklamada, Avea abonelerinin, Windows Live
Messenger'ı cep telefonları üzerinden bilgisayarlarında kullandıkları şekilde ve özelliklerle kullanabileceği belirtildi.

kaynak 

Office'ten Mini Cooper Çıktı

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
Microsoft’un 23 Ekim 2007 tarihinde başlayan “Office Kazandırıyor” kampanyası sonuçlandı. Büyük ilgi gören kampanya kapsamında ilk kez Microsoft Office 2007’de indirim gerçekleşirken, yine ilk kez bireysel bir kullanıcıya çekilişle otomobil hediye edildi. Yapılan çekiliş sonucunda İzmir Alsancak’tan Yasa Uygar Çağlar 2008 Model bir Mini Cooper kazandı.

Microsoft Office 2007’nin “Office Kazandırıyor” kampanyası ilklere imza attı. 23 Ekim 2007 — 31 Aralık 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada ilk kez Microsoft Office 2007’nin fiyatında indirim yapıldı. Office 2007’nin indirim yapılan bu lisansı, ticari kullanım için değil sadece ev ve akademik kullanımı için geçerli ve bir evde 3 bilgisayara kadar kurulabiliyor. Ayrıca yine ilk kez yapılan çekilişle bireysel bir ev kullanıcısına otomobil hediye edildi. Çekiliş sonucunda İzmir Alsancak’tan Yasa Uygar Çağlar, metalik şimşek mavi renkli, 2008 model Mini Cooper marka otomobil kazandı. Büyük ilgi gören ve müşterilerden çok olumlu tepkiler alan kampanya süresince Office 2007 satın alan herkes hem indirimden yararlandı, hem de çekilişe katılmaya hak kazandı.

Kampanyanın tamamlanması ardından yapılan çekilişte Mini Cooper kazanan talihli Yasa Uygur Çağlar, ödülü almaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Çağlar, zaten ihtiyaç duyduğu Office 2007’nin fiyatının indirilmesinin kendisine önemli bir avantaj sunduğunu ve aynı zamanda bu sayede çekilişe katılabildiğini aktardı. Çekiliş kayıdı sırasınca Microsoft iletişim hattının kendisine gösterdiği yardımseverlik ve ilgiden ayrıca memnunluk duyduğunu ilettti.

kaynak 

Teknolojik Soygun

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 

İsveç'in Uppsala kentinde, bir bankadan uzaktan kumandayla çalışan cihaz sayesinde müşterilerin hesaplarını boşaltmaya çalışan 7 kişilik bir dolandırıcı çetesi yakalandı. Verilen bilgiye göre, Swedbank'ın bir şubesinde görevli memur, geçen Ağustos ayında sabah işine gelerek şifresiyle bilgisayarını açtığında, fare imlecinin kendiliğinden hareket etmeye başladığını fark etti.

Banka görevlilerinin araştırması sonucunda, bilgisayarın bulunduğu masanın altında uzaktan kumandayla çalışan, bilgisayara bağlı bir cihaz bulundu. Soygun girişimini fark eden banka görevlileri, cihazı ve bilgisayar bağlantısını devreden çıkararak, hesaplardan para aktarılmasını son anda önledi.

Durumun mali polise bildirilmesi üzerine başlatılan araştırma sonucunda, aynı yöntemle bankalardan para aktarmaya çalışan bir çetenin üyeleri dün ve bugün düzenlenen baskınlarla yakalandı. Yaşları 24 ile 63 arasında değişen 7 kişinin başkent Stockholm'de ele geçirildiği bildirildi.

Polisten bugün yapılan açıklamada, yakalanan zanlıların uzaktan kumandayla çalışan cihaz sayesinde müşterilerin hesaplarını boşaltmaya çalıştıkları, banka çalışanının dikkati sayesinde soyguncuların amaçlarına ulaşamadığı kaydedildi.

kaynak 

Mayalar'ın Kehanetleri

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲
Dünyanın en gizemli uygarlığı Mayalar'dan geriye sadece, çözümü onlarca yıl süren yazılı tabletler kaldı. Hiçbir iz bırakmadan tarih sahnesinden silinen bu görkemli uygarlığın izlerini araştıran bilim adamı ve tarihçiler, dünyanın geleceğiyle ilgili önemli ipuçlarına ulaştılar. Mayalar'ın takvimine göre dünya 1 milyon 872 bin günde bir çağ değiştiriyor. Oldukça karışık olan bu takvim bilim adamlarınca ancak yüz yılda çözülebildi. Bu yazıda dünyanın geleceğiyle ilgili Mayalar'ın kehanetlerini okuyacaksınız.

Geçmişteki en eski ve en gelişmiş uygarlıkların en güçlüsü ve 2012 yılı için yaptıkları kehanet! Dünyanın en gizemli uygarlığı Mayalar'dan geriye sadece, çözümü onlarca yıl süren yazılı tabletler kaldı. Hiçbir iz bırakmadan tarih sahnesinden silinen bu görkemli uygarlığın izlerini araştıran bilim adamı ve tarihçiler, dünyanın geleceğiyle ilgili önemli ipuçlarına ulaştılar.
Mayalar'ın kriptoyu andıran tabletlerinde dünyanın son çağına gireceği ancak bunun büyük bir tufandan sonra olacağı yazılı. "Uzaylı uygarlık" olarak da tanımlanan Mayalar'a göre dünya bugüne kadar dört çağdan geçti ve her çağın sonunda büyük yıkım yaşandı. Mayalar'ın oluşturduğu takvime bakıldığında da dünyanın yaşayacağı tufan net olarak belli. Mayalar'ın takvimine göre dünya 1 milyon 872 bin günde bir çağ değiştiriyor. Oldukça karışık olan bu takvim bilim adamlarınca ancak yüz yılda çözülebildi.
Kehanetleri:
Yüzlerce yıl önce yok olan Maya Uygarlığı'nın tabletlerine göre dünya büyük bir tufandan sonra son çağına girecek.
Maya takvimindeki yok oluş tarihi Marduk'la da örtüşüyor. Dünyanın beşinci değişimi bu yüzyılda. Tabletlerdeki Maya takvimi tufanların yaşandığı 4 çağdan sonra sonu yine tufanla bitecek 5'inci çağın 21'inci yüzyılda başladığına işaret ediyor.

Mayalar kim?
Her şeyden önce Mayalar çok üstün seviyeli dinsel bilgilerle geldiler. Tek tanrı inancındaki eski "Mu Güneş Dini" ne bağlı bir topluluktular. Örneğin Mısır uygarlığı, Mu'dan sonra gelen ve Mu kadar gelişmemiş bir uygarlık olan Atlantis'in bir kolonisiydi. Öyle olmasına rağmen dönemin çok üstünde bir gelişim gösteren bir uygarlık olarak tarih sahnesine çıktılar. Mayalar o anlamda Mısır'dan hem çok daha üstün bilgiye ve daha eski bir geçmişe sahiplerdi. Çok gelişmiş dini sistemleri sayesinde geleceğe ait bazı bilgilere sahip olan Mayalar'ın geleceğe ait olan bilgileri ise geçmişe ait bilgiye sahip olmalarında yatıyordu. "Başlangıç nasılsa son da öyle olacaktır" diye çok eski ezoterik bir söz vardır. Çünkü bazı şeyler yeryüzünde periyodik olarak tekrar ediyor. İşte Mayalar'ı önemli kılan bu ezoterik (gizli öğreticilik) bilgi birikimine sahip olmalarıydı. Mayalar'a göre yeryüzünde meydana gelen en önemli değişimlerden biri de eksen açısıyla ilgiliydi.

Günümüz bilimsel bulguları Mayalar'ın bu bilgisiyle tam anlamıyla örtüşmüş durumdadır.
Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak.

Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz.
"Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceğini söyleyen Sınır Ötesi Yayınları'nın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Candan, dünyadaki iklimlerin değişimini de buna bağlıyor. Candan, "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda.
Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" diyor.
Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli.

Yani bu görüşe göre 2012 yılında dünya yok mu olacak?
Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu dünyanın top yekun yok oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.
Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu?
Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey.
Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı?
Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.
Şifre nasıl çözüldü?
Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı" nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!..

Mayalar şaşırtıcı bir astronomi bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş, Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi. Hatta bu gözlemleri sayesinde bir yılı bizim bugün süper bilgisayarlarla hesapladığımız süreden milyonda bir hata payı ile hesaplamışlardı. Zamanı ölçmede hassas hesaplara ulaşmak için döngülerden ve iki ayrı takvimden yararlanmışlardı.
Bunların ilki, "kutsal takvim" olarak bilinen ve 20'şer günlük 13 aydan oluşan "Tzolkin" (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu döngü, 13 rakam ve 20 ismin oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260 günlük sürecin bitiş günü "13 Ahau"dur. "Haab" adını taşıyan bir ikinci takvim, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve yine 20'şer günlük 18 aydan oluşur. "Uinal" olarak adlandırılan bu 20 günlük ayların toplamı 360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna "tun" adı verilir. Normal güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5 tanrının adıyla "tun"a eklenir (aynı Mısır ve Sümer"de olduğu gibi!) Her iki döngünün gün sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir. Tzolkin ile Haab'ın bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin'e göre 13 Ahau gününde, Haab da sona ermiştir.
GÜN SAYISI İSMİ 1 Kin 20 Uinal 360 Tun 7200 Katun 144000 Baktun İşte Mayaların efsanevi "Long Count" yani "Uzun Sayım" dedikleri süreç, 13 Baktun'a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı) Maya tarihinde "başlangıcı" olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa'nın doğduğu varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı "0" olarak kabul eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız.
Mayalarda da bu tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin başlangıç noktası Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla yapım tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen birkaç tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban'da) Maya rahiplerinin, yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de bulunmuş ve yanılma payıyla birlikte Milattan Önce 11 Ağustos 3114 tarihi 0.0.0.0.0 noktası olarak tespit eidlmiştir. Ve buna göre 13.0.0.0.0 tarihi 21 Aralık 2012 gününe denk gelmektedir.

Maya takviminin 21 Aralık 2012'de bitmesinde ne var diye soruyor olabilirsiniz. Aslında bu tarih tespit edildikten sonra araştırmacılarında kafasına takılan soru buydu. Ve ilk akla gelende, astronomide bu kadar ileri bir toplumun bu tarihide bir astronomik oluşumla ilişkilendirmiş olma olasılığıydı. Bu yönde yapılan araştırmalar bu fikrin doğru olduğunu ortaya koydu.

Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21 Aralık 2012'de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay'ın üzerinde hareket ettiği, "Ekliptik" olarak adlandırdığımız "tutulum çemberi"nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu'nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi" olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş'in de tam "gündönümü" sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle "Gündönümü Güneşi", Ekliptik ile Samanyolu kuşağının "galaksi merkezi" olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, "Güneşler" olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte.
Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun'luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012'ye denk gelmektedir.
Mayaların bugüne ilişkin öngörüleri,efsaneleri veya kehanetleri ise gerçekten çarpıcı. Buna geçmeden önce bir bilgiyi daha vermek gerekli. İçinde bulunduğumuz galaksi milyonlarca yıldıza sahip olmasına rağmen, galaksimizin merkezi olarak gösterilen nokta yıldız miktarının gayet seyrek olduğu bir nokta. Yaklaşık 25,800 yılda toplam 4 kere (dünyanın presession süresi) galaksi merkezimizle,
* " A door into the heart of space and time will open" , Zamanın ve uzayın kalbindeki kapı açılacak
* " The cosmos will be reborn or recreated " , Evren yeniden doğacak, yeniden yaratılacak
* " We will reach the Zero Point of the process - a moment of collective spiritual birth " , Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal doğuş anı
* “…our basic orientations will be inverted. On the level of human civilization, our basic assumptions and foundation values will be exposed, and we will have the opportunity to embrace values long since driven under the surface of our collective consciousness"
Bizim basit doğamız ters yüz olacak. Aslında tek önemli tarih 21 Aralık değil 2012 yılı için. Mayaların astronomi birikimlerinde , Boğa takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir önemi var. G Bu yıldız grubunun gökyüzünün tepe noktasından ("Zenith" noktası) geçişi, Mayalar için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin ile Haab'ın son günlerinin çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda yaşandığı için de fazlasıyla önemsenirdi. Monte Alban'dan İzapa'ya dek birçok kentte, gökyüzünün tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış şaftlara sahip yapılar bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını yukarı kaldırıp belli bir anda daracık şafttan gökyüzüne bakan gözlemci, yalnızca Zenith noktasını görürdü. Meksika'nın güneyinde, İzapa'nın bulunduğu paralel üzerinde Güneş - Pleiades buluşması, presesyon etkisinden bağımsız olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61 gün sonra gerçekleşir. Günümüzde bu tarih, Güneş'in Boğa Burcu'na girdiği 20 Mayıs tarihine denk gelmektedir.

Bu buluşma Zenith'te gerçekleşirse ne olur?
Mayıs 2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız. Ama ondan çok daha önemli birşeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz. Mayalarca önemli olduğu yeterince vurgulanan gün, Güneş - Pleiades - Zenith buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000'dir.
Mayalar, 13 Baktun'un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith'e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki "çıngırak" işaretleri, Maya kültüründe Pleiades'in simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, "Ahau yüzü" olarak adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş'i simgelemektedir. Bir bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş - Pleiades - Zenith buluşmasına işaret etmektedir..
Orta Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında kaybolup gitmiş bir uygarlık... Tarihte en çok merak edilen insanların soyu: Mayalar...
Kimdi bu insanlar?... Nereden gelmişlerdi ve çağımıza hangi mesajları bırakmışlardı?
İşte bu sorular; 1773 de şu meşhur şehir Palanque'nin* kalıntıları bulununcaya kadar; yazarların, kaşiflerin, bilim adamlarının iki yüz yıl boyunca kafa yordukları sorulardan sadece birkaçıydı... Hala bile tamamen ortaya çıkarılamamış ve gün geçtikçe vahşi ormanın tehdidini üzerinde hisseden bu muazzam kent, yeni dünyanın en çok merak ettiği sırrıydı... Göz alıcı beyaz kireç taşıyla, Rönesans Masonları'nın bile kusur bulamayacağı mükemmellikte inşa edilmiş o piramitler, tapınaklar ve saraylar görenleri dehşet içinde bırakıyor... Ne yazık ki kentin en önemli binalarının duvarları üzerindeki şifrelerin çözülmesi ancak 20. Yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşebilmiş, bu hazinenin değeri ancak bu şekilde anlaşılabilmiştir.
Bulgular bizden oldukça farklı bit toplumu gün ışığına çıkarıyor. Mayalar sadece Yeni Dünya Uygarlıkları'ndan değil, kendi dönemleri içinde yaşamış Eski Uygarlıklar'dan da çok farklıydılar. Yaşamsal gereçler haricinde pek fazla kişisel mala sahip değillerdi. Mısır ve diğer mahsulleri yetiştirmek için basit tarım araçları kullanırlar, bununla beraber toprağın verimliliğini sağlamak amacıyla, tuhaf ve acı verici majik ayinler düzenlenmesi gerektiğine inanırlardı. Bu majik nitelikli ayinler, doğayla barış yapmak adına harikulade süslü ve gösterişli giysileriyle rahipler ve kabile liderleri tarafından yürütülürdü. Maya kabilesi hiyerarşik bir toplumdu. Kanun adamları da köylüler de yerlerini bilirlerdi. Mayalar'ın, Avrupa'da aynı çağda yaşamış diğer karanlık çağ toplumlarından önemli bir farkları vardır:
Mayalar Astronomi uzmanıdırlar...
"Güneş'in 5. Çağı"nda yaşadıklarına, bizim devrenin insanına gelinceye kadar yeryüzünde "Dört Çağ" ve "Dört Irk"ın gelip geçtiğine inanırlardı. Onlara göre u dört ırk, büyük afetlerle yok olmuş, her çağdan geriye kalabilenler bu olup bitenleri anlatabilmişlerdir.
M.Ö. 12 AĞUSTOS 3114'den,
M.S 22 ARALIK 2012'ye...
Maya Kronolojisi'ne göre, yaşadığımız "5. Çağ" M.Ö. 12 Ağustos 3114 tarihinde başlar ve M.S. 22 Aralık 2012 tarihinde biter. Mayalar 2012'de dünyanın katostrofik (ağı hasarlı) depremlerle karşılaşarak, büyük bir "Tufan"a sahne olacağına inanırlar.
Bu güne kadar Mayalar hakkında birçok kitap yayınlanmış fakat, hiç biri bu tuhaf ama dikkate değer takvimi incelemeye, bu kesin tarihleri neye dayandırarak ortaya koyduklarını araştırmaya cesaret edememiştir. Takvimlerin mekaniği hakkında pek çok şey yazılmasına rağmen, onları bu tarz komplike zaman sistemleri oluşturmaya iten sebepler hala karanlıktaydı.
Artık kurdukları saatin alarmı çaldı çalacak... Ve biz nihayet onların sadece kendi zamanları için değil, tüm insanlık için hayati önem taşıyan bu bilgilere sahip olduklarını görüyoruz.
Uygarlıkları bizim standartlarımıza göre ilkeldi belki... Çağlayan nehirlerinden başka su sistemleri, yolları, arabaları, elektronik bilgisayarları yoktu... Ama diğer konularda engin bilgi ve altyapıya sahiptiler. Son araştırmaların gösterdiğine göre Mayalar, bizim düşünemeyeceğimiz, hatta tahmin bile edemeyeceğimiz tarzda fizik ötesi bilgi ve pratiği kullanabiliyorlardı.*
Bu esrarengiz insanlar, Avusturalya Yerlileri gibi rüyayı, geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında yorum ve kehanetler yapabilmek için kullanmışlar, gezegenleri ve yıldızları da modern araçlar olmamasına rağmen tuhaf bir biçimde doğru olarak takip edebilmişlerdir.
Mayalar, kendi dinlerine çok sıkı bağlı olan bir toplumdu. Sırlarla dolu dinleri dıştan bakışta hiçbir şey anlaşılamayacak kadar şifreliydi. Ona ancak inisiye olanlar nüfuz edebilmekteydi.* Dinlerindeki sırlar mitolojik anlatımlarında üstü örtülü bir şekilde dile getirilmiş durumdaydı. Ama mitolojilerindeki sembolik anlatom üzlubu da çözülemeden, bu bilgilere ulaşmak hiçbir zaman mümkün olamamıştır. Mayalar kelimenin tam anlamıyla gizemli bir toplumdu...
İlk zamanlarından son zamanlarına kadar (M.S. 600 - 800 yılları arasındaki Post-Klasik dönem ve sonraki birkaç yüzyıl) dünyadaki en önemli sanat eserlerinden bazılarını üretmişlerdir. Fakat hala tam olarak anlaşılamayan bazı sebeplerden dolayı, Maya Uygarlığı çökmüş ve kabile, kentlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bir zamanlar muazzam piramitler inşa edip, yıldızlar ve gezegenler üzerine çalışma yaptıkları bölgenin büyük bir kısmı şu anda ormanın ve toprağın derinliklerinde yatmaktadır.
Maya Uygarlığı'nın üzerinde yükselen Toltek ve Aztek kabileleri, bugünkü Mexico City'nin daha kuzey bölümlerine yerleşmişlerdir. Bununla beraber Maya Uygarlığı'nın en son temsilcileri güneydeki tepelere ve kuzeydeki Yucatan Yarımadası'ndaki düzlüklere dağılmışlar, asıl yerleşim merkezi olan orta kısım ise tamamen terk edilmiştir.

11 Yıl Sürecek Güneş Fırtınası Başladı

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲
Güneş % 70 hidrojen, %20 helyum ve %5 de diğer elementlerden oluşur. Güneşte hidrojenin helyuma dönüşmesi sırasında (füzyon - erime birleşme) büyük bir enerji ortaya çıkar. Saniyede 600 milyon ton hidrojen helyuma dönüşür. Bu da her saniye Güneş`in 4.5 milyon ton hafiflemesine yol açar. Güneşteki füzyon olayı sonucunda kızıl kırmızımsı bir alev 15-20 bin km yükselir ki bu olaya Güneş Fırtınası da denir.

Solar-cycleNOAA, nisan 2007 tarihli yazısında, 11 yıl süren güneş fırtınalarından bir sonrakinin mart 2008′de başlayacağını, 2011 sonlarında ya da 2012 ortalarında da en güçlü noktasına ulaşacağını tahmin etmişti...

 
24′üncü güneş döngüsü, geçen hafta başladı. aslında geçen sene başlaması beklenen bu fırtınanın bir sene gecikmiş olması, uzmanları iki gruba ayırdı ve fırtınanın şiddeti konusunda farklı yorumlara yol açtı.. güçlü bir fırtına mı güçsüz bir fırtına mı olacak kimse bir karar veremiyor ama herkes hemfikir ki, bu fırtına en şiddetlisi olmayacak.. peki nedir bir güneş fırtınası? güneş yüzeyinde durmadan patlamalar ve kimyasal reaksiyonlar olur zaten. bir güneş fırtınası sırasında, bu patlamalar çok daha büyük boyutlara ulaşırlar..
 
http://www.swpc.noaa.gov/alerts/alerts_timeline.html görebileceğiniz gibi, dünyanın geomanyetik alanı noaa standartlarının alarm seviyesine ulaştı.. k indisi 4 değerine ulaştığında önemli bir durum sayılıyor.. geçtiğimiz 6 gün içerisinde bu değere bağlı olarak 3 kere alarm vermiş noaa.
 
kaynak 

Şişme fare icat edildi

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

Hepimize "şişme" lafı biraz komik ve manalı gelse de, zeki dört arkadaş oturmuşlar ne yapalım diye düşünmüşler. Bula bula bu şişme fare fikrini bulmuş ve üstüne üstlük bunu gerçekleştirmişler.

elly_click

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğrafta gördüğünüz üzere oyuncak gibi duran bir ürün. Ancak kullanması ve etrafa hava atması eğlenceli gibi görünüyor. Ne kadar ergonomik olduğu tartışılır. Sonuçta bu bir konsept ürün. Bugün kullandığımız bir çok ürünün atasının da zamanına göre çılgın fikirler olduğunu düşünürsek, çokta garip karşılamamız gerekir.

Tabi hedef taşınılabilirliği artırmak. Dizüstü bilgisayar kullananlar bilirler. Bilgisayarın kendisinden çok adaptörü , faresi gibi ıvır zıvırı sinirleri bozar. Bu göz önüne alındığında pek de fena bir fikir gibi durmuyor. Ancak tam da aceleniz varken ve bir yazıyı yetiştirmeye çalışırken "Abi benim fare patladı, seninkini ödünç alabilir miyim?" gibi bir ifade kullanmak istemezsiniz sanırım.

elly_click2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Yanko Design (Daha detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz. Site ingilizcedir.)

Türkçe kaynak

 

Kingston'dan 1800 MHz'de çalışan DDR3 bellek

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

DDR3 bellekler henüz tam olarak yaygınlaşmasa da, bellek üreticileri yavaş yavaş DDR3 arenasında gövde gösterisine başladı bile. Standart DDR3 bellekler 1066 ve 1333 MHZ hızlarında ancak üreticiler özel bellekleri ile bu sınırların epey üstüne çıkabiliyorlar.

khx_ddr3_angle

 

 

 

 

 

 

Kingston da overclock'çulara özel olarak ürettiği HyperX bellekleri ile 1800 MHz'e çıkmış görünüyor. KHX14400D3K model adına sahip belleklerin gecikme süreleri 8-8-8-24 ve çalışma voltajı da 1.9V. Standart DDR3 belleklerin çalışma voltajı bildiğiniz gibi 1.5V. 1800 MHz gibi bir hıza çıkmak istediğinizde Kingston HyperX KHX14400 bellekler size bu imkanı verebilecek ancak kullandığınız anakartınızın bu belleklere 1.9V verebilmesi gerekmekte.

Elbette bellekleri 1066 MHz gibi düşük belleklerde kullanırsanız bu kadar voltaja gerek yok ancak, düşük hızda kullanacaksanız da HyperX gibi belleklerden almanın anlamı yok

kaynak 

 

HIS Radeon HD 3870 X2 piyasada

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

Aslında bu konuyu nasıl gündeme getirsek diye düşünüyorduk ama sanırım ufak bir haber geçmek en doğrusu olacak.

Bildiğiniz gibi Radeon HD 3870 X2 testlerimizi bize ulaşan ilk örnek olan PowerColor ile yapmıştık. Hem PowerColor 3870 X2 incelemesini, hem de detaylı testleri buraya tıklayarak görebilirsiniz.

PowerColor Radeon HD 3870 X2 bie ürünün resmi duyuru tarihinden evvel ulaştığı için, ATI'nin 2 gün önce çıkardığı yeni sürücüleri ile test etme imkanımız olmamıştı. Yeni sürücüler çıktığında ise elimizde PowerColor 3870 X2 yoktu.

HIS distribütörü Mascom, ilginç bir şekilde Radeon 3870 X2'leri dün piyasaya sokabildi. PowerColor ve Sapphire'in 3870 X2'leri normalde Şubat'ın ilk haftası piyasaya girmesi planlanıyordu zira. Yeni sürücüler çıkınca biz de yeni 3870 X2 testlerini HIS'in piyasada satılan ürünüyle yaptık ve Radeon HD 3870 X2 sonuçlarını yeniledik. Yeni sonuçları buraya tıklayarak görebilirsiniz.

Sizlere HIS Radeon HD 3870 X2 hakkında mini inceleme dahi sunmayacağız. Çünkü kart, bizim incelediğimiz PowerColor Radeon 3870 X2 ile birebir aynı. Fan üzerindeki etiketin farklı olduğunu söyleyebiliriz ve kutu içerisinden 2 tane DVI-> VGA ve 1 adet HDMI dönüştürücü çıkıyor. Piyasada şu anda $549 + KDV'den satılıyor.

HIS Radeon 3870 X2 resimleri:

hisgenel.jpg_600

hispower.jpg_600  hiskutu.jpg_600

hisinbox.jpg_600 kaynak  

 

 

OLED ekranların artık ömürleri uzun

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

Yakın gelecekte şu anda kullandığımız LCD ekranların yerini alacak olan OLED ekranların üretimi ve yaygınlaşması konusundaki en büyük engelin başında OLED ekranların kısa ömürlü olması geliyordu.

OLED ekranlar  üretim esnekliği ile e-kağıt, vs. gibi bir çok alana kapı açıyorlar. Verebildikleri renklarin fazlalığı, 180 dereceye yaklaşan görüş açıları, LCD gibi arkadan ışık almamaları, kendi ışıklarını kullanmaları gibi bir çok sebep OLED'i LCD'lere bulunmaz bir rakip yapıyor. Fakat OLED'lerin yapıldığı malzemeler uzun ömürlü olmuyor.

Fakat OLED'lerin yapıldığı malzemeler uzun ömürlü olmuyor. İlk örnekler ancak 5000 saate varan ömürlere sahipti. Daha sonra bunu 20-30.000 saate çıkardılar ancak OLED ekranların ömürlerinin LCD ekranlara göre ortalama %40 daha az olması, tüketiciler büyük bir soru işareti oluşturuyordu. OLED'in ömrünün kısa olmasının sebebi ise, her transistör kendi rengini üretmek zorunda olduğundan bazı transistörler diğerlerinden daha kısa ömürlü olabiliyordu.

Görünüşe bakılırsa, OLED ekranların ömrü artık LCD'ler kadar uzun olacak. Toshiba ve Matsushita'nın geliştirdiği ortak bir teknoloji, daha efektif bir ışık üretimi ile bu mümkün hale gelmiş görünüyor.

toshiba-oled-tv-728-751

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geliştirilen prototip 20.8" OLED ekranda metal bir ince zar kullanılmış ve cam yüzeyden ışığı daha iyi iletebilmesine yardımcı olmuş. Yani bu yeni uygulama ile daha az parlaklık ile aynı renk ve görüntü kalitesi yakalanabiliyor. Örneğin şu anki OLED teknolojisini taşıyan Sony'nin XEL-1 TV ekranı, 30 bin saat ömre sahip. Bu da günde 8 saat çalışma ile 10 senelik bir çalışma ömrü anlamı geliyor. Aslında bu yeterli bir ömür sayılsa da, Toshiba-Matsushita'nın yaklaşımı bunu daha da ileri taşıyacak.

Plazma ekranlar da ilk çıktığında benzer sorunlar olmuştu. Aradaki tek fark, plazma ekranlar OLED'ler kadar pahalı değildi.

OLED şu anda hayallerimizi süslese de, fiyatları nedeniyle henüz birkaç yıl boyunca bir çok kullanıcı için alınabilirlikten epey uzak olacak.

OLED'e geçiş yaparken özellikle kontrast oranı, tepki süresi ve görüş açısı ile dikkat çeken SED ekranların başı hatırlarsanız bazı patent davaları yüzünden dertteydi. Toshiba ve Canon'un geliştirdiği SED ekranlar, Applied Nanotech adlı bir firmanın açtığı dava nedeniyle sekteye uğramıştı. Ve sanırız SED ekranları bundan sonra da çok zor göreceğiz sırf bu yasal nedenlerden dolayı. Bu da ayrı bir üzücü durum elbette.

LCD, OLED ve SED ekran teknolojileri hakkında bilgi almak için daha evvel hazırladığımız detaylı makaleye göz atabilirsiniz.

kaynak