Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Teknolojinin Tek Bloğu

Aralık 2007 tarihli yazilar (sayfa 3)Aralık 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

2 yıl dayanabilen ekmek

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Marmara Araştırma Merkezi (MAM), Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyacı doğrultusunda, yürütülmüş olan proje çalışmaları kapsamında 2 yıl dayanabilen, vitamin ve minerallerce zenginleştirilmiş ekmek formülasyonu geliştirdi.

Başta doğal afet ve savaştan etkilenen insanlar olmak üzere ülke savunmasında görev alan ordunun savaşta veya karargah dışı hizmet durumunda günlük tüketilen ekmek dışında dayanıklı ekmeğe ihtiyacı bulunması bu projenin hayata geçirilmesindeki en büyük etken.

İlk sırada Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde konu ile ilgili araştırmalara uzun yıllar önce başlandığı belirtilirken, büyük bir askeri güç barındıran Türkiye’de bilimsel verilere dayalı ayrıntılı bir çalışmanın daha önce yapılmadığına dikkat çekildi.

İthal edilen ekmek formülünün ise Türk askerinin damak tadına uygun olmadığı için kullanılmadığı bu nedenle özellikle TSK’nın ihtiyacı doğrultusunda TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Marmara MAM’da 2 yıl dayanıklı ekmeğin üretildiği ifade edildi.

Ayrıca deprem, sel gibi doğal afet durumlarında da tüketilmek üzere kullanılabilecek olan dayanıklı ekmeğe büyük ihtiyaç duyulduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Ülkemizin, özellikle İstanbul’un deprem kuşağı üzerinde yer aldığı düşünülürse dayanıklı ekmek formülasyonu geliştirilmesi ve üretiminin çok önem kazandığı anlaşılacaktır. Ülkemizde ekmek çok önemli bir besin kaynağı olduğu için ekmeğin vitamin ve minerallerce zenginleştirilmesi dayanıklılığının yanı sıra doğal afet durumlarında beslenme açısından da çok faydalı olacaktır. Bu gerekçelerden hareketle yürütülmüş olan proje çalışmaları kapsamında uzun süre dayanabilen, vitamin ve minerallerce zenginleştirilmiş ekmek formülasyonu geliştirilmiştir.”

KONSERVE EKMEK

“Retort Pouch” olarak adlandırılan 3 katmanlı (polyester/Al/polipropilen) özel plastik torbalarda ambalajlanan ekmek, özel plastik torbalara konulan hazır yemeklerin konserve teknolojisine benzer bir şekilde korunuyor.

Ekmeğin konulduğu torbalar, vakum altında kapatılarak yüksek basınç altında “otoklav” adı verilen cihazlarda sterilize ediliyor. Sterilizasyon işlemi ekmeğe en az 2 yıl raf ömrü sağlıyor.

Kaynak 

İstanbul Polisi Blackbery'i Reddetti

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
İstanbul Polisi Blackbery'i Reddettiözellikle İş Dünyası Tarafından Tercih Edilen Cep Telefonu Haline Gelen Blackberry, İstanbul Polisi'nden Veto Yedi. Polisin Blackberry'i Tercih Etmemesinin En Büyük Nedeni İse Telefon Üzerinden Yapılan E-Posta Hizmeti.

Blackberry Kullanımı Türkiye'de Hızla Yaygınlaşırken, İstanbul Emniyeti, Servis Sunucusu Kanada'da Bulunan Telefon Üzerinden Gerçekleşen E-Posta Haberleşmesinin Üçüncü Kişilerce Rahatlıkla Okunabileceğinden Şüphelenerek, Telefonları Kullanmayı Kabul Etmedi. Kanada Merkezli Research İn Motion (Rım) Tarafından Üretilen Ve Dünyanın En Yaygın Kullanılan Mobil İletişim Platformlarından Biri Olan Blackberry, Ofis Bilgilerine Cepten Kolay Ulaşılması Açısından Özellikle İş Çevrelerince Büyük İlgi Görüyor. Türkiye'de Gsm/gprs Şebekesi Üzerinden Hizmet Sunulan 'Blackberry', Hızla Yaygın Hale Gelirken, Tanıtımları Da Devam Ediyor.

Kaynak 

Ceple Bedava Konuşma Dönemi Başladı

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
İleri Teknolojili Cep Telefonlarına Yüklenebilen €˜fring' Adlı Yazılım Sayesinde, İnternet Üzerinden Bedava Konuşmak Mümkün. Ücretsiz Olarak İndirilebilen Bu Program Üzerinden İster Bilgisayar Başındaki Bir Kişiyle Sesli Konuşun, İsterseniz Sabit Veya Mobil Telefonu Arayın.

Teknolojinin Gelişmesi Sayesinde İletişim Kurmanın Çok Daha Ekonomik Ve Pratik Yöntemleri De Ortaya Çıkıyor. En Büyük Hayallerden Biri Olan, Ücretsiz Olarak Sesli Ve Görüntülü İletişim Kurmak İse Artık Gerçekleşti. Hızlı İnternet Bağlantısının Yaygınlaşması Ve Cihazların Da Buna Uyum Sağlamasıyla Dünyanın Herhangi Bir Yerindeki Yakınımızla Hiçbir Ücret Ödemeden Konuşabiliyoruz. Birkaç Yıldır İnternet Üzerinden Ücretsiz Olarak Sesli İletişim Kurmak Mümkün. Bu Sene İçinde Piyasaya Sunulan Gelişmiş Cep Telefonlarının Kablosuz İnternet Ağlarına Bağlanabilmesi Sayesinde, Bedava Konuşma Olanağı Taşınabilir Hale Geldi. Piyasada Kablosuz Ağları Destekleyen 10'a Yakın Model Var. Cep Telefonundan Başka Telefonlarla Veya Bilgisayarlar Başında Bulunan Kişilerle Konuşabilmek İçin Bir Yazılıma İhtiyaç Duyuluyor. Msn Messenger Veya Icq Gibi Programlara Benzeyen Bu Programların En Yaygın Kullanılanları Goggle Talk Ve Skype. Bu Programları Kullanarak Bilgisayar Başında Sesli Sohbet Edilebiliyor. Bu Programlar Bilgisayara Ücretsiz Olarak Yükleniyor Ve Bedavaya Konuşuluyor.

Kaynak 

Metropollerde Biri Bizi Gözetleyecek

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
Son Dönemde Artan Şehir Kundakçılarına Karşı Aselsan 'Kamu Güvenliği İletişim Sistemi'ni Geliştirdi. 2008'de Hizmete Girecek Sistem Mobese'den Daha Hızlı Olacak.

Güvenlik Güçleri Olay Yerine Hemen İntikal Edecek. Aselsan Tarafından Geliştirilen 'Kamu Güvenliği İletişim Sistemi', Son Zamanlarda Şehir Kundakçılarıyla Gündeme Gelen Suçlularla Mücadeleyi, Elektronik Takip İmkanı Vererek Kolaylaştıracak. 'Kamu Güvenliği İletişim Sistemi', 2008'den İtibaren Büyük Şehirlerde Hizmete Girecek. Sistem, Görüntülemenin Yanında, Güçlü Bir Telsiz Koordinasyon Sistemine Dayanıyor. Sistem, Yaygınlığı Ve Etkin Entegre Sistemiyle Mobese'lerden Daha Güçlü Bir Yapıya Sahip Bulunuyor. Büyük Şehirlerdeki Şüpheli Şahısların Tespit Edilerek, Güvenlik Merkezlerine İletilmesinin Ardından, Güvenlik Merkezlerindeki Bilgisayarlar Aracılığıyla İlgililer Telsiz Sistemiyle Anında Uyarılacak.

Kaynak 

Bankamatik, 20 yaşında

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
İlk kez İş Bankasının 20 yıl önce bankamatik adıyla hizmete sunduğu ATM makinelerinin sayısı, Türkiye çapında 3 bini aştı.

İSTANBUL - İş Bankasından yapılan açıklamada, bankanın 25 Aralık 1987 tarihinde Ankara/Yenişehir’de ilk bankamatik cihazını hizmete sunduğu, bankamatik ağının 1988 yılının başında Başkent, Çankaya, Kavaklıdere ve Kızılay şubelerine yerleştirilen bankamatiklerle genişlemeye başladığı belirtildi.

Hizmete sunulduğu ilk yıllarda, hesap bakiyesi öğrenme, para çekme, hesaba havale gibi işlemlerle sınırlı olan İş Bankası bankamatik menüsü bugün, yatırım fonu, hisse senedi, hazine bonosu, repo işlemleri dahil yatırım işlemleri; fatura, vergi, harç ödemeleri; bağış ve kredi kartı işlemleri dahil olmak üzere pek çok bankacılık işlemini kapsıyor.

Kaynak 

Wireless'e dikkat!

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
Türkiye'de wireless (kablosuz internet) kullanımı hızla artıyor. Wireless kullanıcıları kendilerini bekleyen tehlikeden habersiz. İnternetin tehlikelerini anlatan güvenlik uzmanı İnan Taptık, "Wireless (kablosuz internet) üzerinden aldığınız ve yolladığınız e-mail'lerden bankacılık bilgilerinize kadar ekranınızdaki her şey başkaları tarafından okunabiliyor" dedi

Bu haftaki konuğumuz olan İnan Taptık, 1961 İstanbul doğumlu. Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi mezunu. İlk bilgisayarını 1982'de aldı. Hayatını uzunca bir süre yazdığı programlardan kazandı.

Ancak, 40 yaşında kendini emekliye ayırıp teknede yaşamaya başladığı günlerde bir sorunla karşılaştı: Hobi olsun diye hazırladığı internet siteleri sürekli hack'leniyordu. "Kendimi hacker'lardan nasıl korurum?" diye bir araştırma yapınca, ABD'nin bilgisayar güvenlik firması Hacker Safe'le tanıştı.


Taptık, şirket merkezinin pek çok güvenlik araştırmasından geçtikten sonra Türkiye temsilcisi oldu. Halihazırda büyük firma ve kuruluşların data güvenlik sistemlerini koruyan Taptık'la günlük hayatımızı internetin son tehlikelerinden nasıl koruyacağımızı konuştuk:

Bilgisayarda ciddi bela var

Sizinle buluşmadan önce telefonda konuştuğumuzda internet kullanıcıları için ciddi bir beladan söz etmiştiniz. İsterseniz o konudan başlayalım?..
Bu, sadece internet kullanıcıları değil, bilgileri bilgisayar ortamında kayıtlı olan, yani herkesin sorunu: Kimlik hırsızlığı. Kimlik bilgileriniz, adresleriniz, numaralarınız, şifreleriniz, banka işlemleriniz, alışveriş tercihleriniz, hepsi çalınıp, başkaları tarafından kullanılabilir.

Bu eskiden de mümkün değil miydi zaten?

Elbette, hacker'lar şifre kırarak yapardı. Ama, artık çok daha kolay. Hacker olmayan, daha az yetenekli biri bile artık kimliğinizi çalabilir.

Değişen ne?

Çünkü, artık wireless (kablosuz internet) var ve kullanımı hızla artıyor. Aldığınız ve yolladığınız e-mail'lerden bankacılık bilgilerinize kadar ekranınızdaki her şey okunabiliyor.

Kim okuyabiliyor?

İsteyen herkes. Mesela, wireless'ı olan kahve zinciri dükkânlardan birine girdiniz. Ya da havaalanındasınız. Veya otelde... Oradaki wireless'a bağlandınız ve işlem yapıyorsunuz. Yaptığınız her şey arka masadaki ya da yan odadaki biri tarafından rahatlıkla görülebilir. Buna "blackberry" gibi cihazlar dahil...

Başkasının bilgisayarındaki bilgileri nasıl izliyorlar peki?

Çünkü, bu wireless dediğiniz şey aslında zaten bir yayın. Ve herkes tarafından çok kolay izlenebilir bir yayın. Sizin bilgisayarınızla wireless router'ı arasında havadaki sinyalleri herkes izleyebilir. Üstelik bunu yapmak öyle fazla bir yetenek de gerektirmez.

- Peki, acaba o bahsettiğiniz kafeler ya da havaalanlarında şöyle tipler var mıdır; birilerinin gelip bankacılık işlemlerini wireless'tan yapmasını bekleyenler... Yani avını bekler gibi?..

Tabii ki çok... Bazen kredi kartı kullanarak bir şey alanları beklerler... Bazen de gizli aşığıyla yazışanları... Bu da bir tür kapkaç sonuçta. "Wireless kapkaççılığı"... Ve bu tüm dünyanın da en yaygın siber suçudur.

Wireless'e dikkat edin

Öneriniz?..
Kesinlikle, wireless bağlantılı yerlerde bilgisayarınızdan sadece gazete veya haber portallarına bağlanın, hiç değilse insanlarla sizin için risk taşımayan bilgilerinizi paylaşmış olun.

Açık alanlarda durum böyle, ya peki evlerimizdeki wireless'ı kullanırken?..

Sizi evinizde monitor edecek kimse yoktur, ancak, burada da çok başka bir sorunla karşı karşıyasınız. O da yetkisiz kişiler tarafından sizin wireless internet hattınızın kullanılarak suç işlenebilmesi...
Banka dolandırıcılığı, çocuk pornosu vs. gibi... Belki üst komşunuz, belki de aşağıdaki lokantada oturan, hatta belki de arabasını sizin evinizin önüne park eden biri sizin wireless'nızı kullanarak birtakım suçlar işleyebilir.

Wireless şifremizin olması yetmez mi?

Yetmez. Onu da çok kolay bir şekilde kırıyorlar. Hatta nasıl kırılacağını bilgisayar dergileri ek olarak verdi. Google'a "wireless şifre kırma" yazınca bile yüzlerce program bulunuyor.

Ee o zaman evde de wireless kullanmayalım?..

Yok, kullanabilirsiniz, ama internet dünyasındaki mantık hep aynıdır: Tolere edebileceğiniz riskleri taşıyın. Çalınmasını tolere edemeyeceğiniz bilgilerinizi kablolu internet üzerinden yazışın. Ayrıca, sadece yazışmamak da yetmez, işiniz yoksa wireless'inizi kapatın. Programın içine girip disable edin. Hatta şifrelemek için de birkaç önerim olabilir:

Kablosuz internet modeminizin ayarlarından bağlanacak bilgisayarınızın MAC (Media Access Control ) numarasını tanımlayabilirseniz, başka bir bilgisayar sizin sisteminize bağlanamaz.
Bir de üreticilerin verdikleri standart cihazlardaki IP numaralarını değiştirirseniz hacker'ların işlerini çok zorlaştırmış olacaksınız.

Daha başka yöntemler de var, ancak, bu yöntemler herkes tarafından kolay uygulanabilir ve her şartta standart şifrelemeden çok çok daha güvenlidir.

Kablolu internetin olmadığı yerlerde GPRS ile bağlanmak?.. Biraz fazla tuzlu oluyor, ama güvenli mi?

Tabii daha güvenli. Çünkü şifrelenerek giden bir sistemi kullanıyorsunuz. Onun için bunu scan etmek zor. İlla ki edilir de çok daha zor ve daha büyük bir teknik yapı gerektiriyor.Bilmeden suçlu olursunuz


Peki, bu yüzden başına iş açılan insanlar var mı Türkiye'de?

Az değil. Mesela bir adamın oğlu yurtdışına eğitime gittiği sırada çevreden bağlanan birisi onların wireless'ıyla suç teşkil edecek materyaller indirmiş. Tabii ki polisler IP'sini tespit edip adamın kapısına gelmişler. Adam şok. Bilgisayarı açmayı bile bilmiyorken hakkında dava açılmış.

Mahkemeye birkaç kez gidip geldikten sonra gerçek ortaya çıkmış. O yüzden de herkese wireless'larıyla ilgili güvenlik önlemlerini bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim.

ANNEANNELER BİLE FACEBOOK'ÇU OLACAK

Cumartesi günü itibariyle Türkiye'den Facebook'a üye sayısı 1 milyon 415 bin 768. Taptık, bu ilginin daha da devam edeceğini, çünkü kullanıcıların henüz Facebook'un gerçek dinamiklerini keşfetmediklerini söylüyor. Mesela, henüz aile ağaçlarının kurulmadığını belirten Taptık, "Bu demektir ki Facebook'a daha anneanneler, babaanneler, dedeler de üye olacak" diyor.

Size de bir 'Cookie' bırakılmış olabilir

Bu "cookie bırakmak" nasıl bir şey?

Diyelim ki bir internet sitesine girdiniz. O site daha sonra yine geldiğinizde sizi tanıması için, size hiç söylemeden bir "cookie" veriyor. Sonra, bir daha ziyaret ettiğinizde o site size, "Merhaba bilmem kim" diyor. Ama, bazı cookie'lerin işi bu kadarla da bitmiyor. Akıllı cookie'ler sizin ne yaptığınızı, başka hangi sitelere girdiğinizi, hatta mouse'nızın tüm hareketlerini takip edebiliyor. Böylece, o cookie hakkınızda epey bilgi toplamış oluyor.

Ne işe yarıyor bu bilgiler?

Online mağazaların çok işine yarıyor. Kim olduğunuzu, ne aldığınızı, satın alma alışkanlıklarınızı öğreniyorlar ve ona göre satış stratejisi geliştiriyorlar.

Peki bunu istihbarat kuruluşları da yapabilir mi?

Eğer, istihbarat kuruluşlarının sitesine girerseniz ve onlar da sizin bilgisayarınıza bir cookie koyarlarsa sizi izleyebilirler.

6 banka var

Bankalar ne kadar güvenli?

Türkiye'de bankaların data güvenliği biraz sancılı. Altı banka dışında günlük güvenlik denetiminden geçen banka yok. Oysa, bankalar günde ortalama 30'a yakın güvenlik açığıyla karşı karşıyadır.

O altı banka hangileri diye sorsak?

Söyleyemem, çünkü Türkiye'de çok ağır bir Bankacılık Yasası var. Hatırlarsanız, rahmetli Sakıp Sabancı bile kendi bankası için en güvenli demişti ve ceza ödemişti.

Güvenliği iyi olmayan bankalardaki müşterileri bekleyen tehlike ne?

Hesap bilgilerinin ortaya çıkması ya da hesapların boşaltılması.

O zaman hiç değilse şunu söyleyin: Tüketici neye göre banka seçmeli?

Bu işte tüketicinin uzaktan anlayabileceği bir ayraç yoktur. Tek yapılabilecek şey, banka güvenliğiyle ilgili haberleri yakından takip etmektir.

Hani, hiç hack'lenemeyen bir site vardı, o hâlâ ayakta duruyor mu?

Evet, hâlâ hack'lenemedi. Amerikan deniz piyadelerinin "marines.com" sitesi... Yıllardır, en çok atak alan sitelerin başında geliyor, ama hâlâ indirilemedi. Çünkü güvenliği çok sağlam.

Türk hacker'ların ünü sürüyor mu?

Hacker'likten kazanç elde etme konusunda Ruslar bir numara, ama milliyetçi tarzda davranış biçimi olarak hâlâ bir numara Türk hacker'ları.

E-mail kaydediliyor

Aslında, biz yazışmalarımızı ne kadar korursak koruyalım, bunlar zaten görülüyor değil mi?
Hepimizinki görülmüyor, ama hepimizinki algoritmalı bir düzende izleniyor.

Kim tarafından?

ABD, TC ve her kim istiyorsa... Ancak, bu izleme ülkeler tarafından elektronik, yani data boyutundaki programcıklara yaptırılıyor.

O nasıl oluyor?

Temel olarak kullandığımız sistemi, bir telefon sistemine benzetirsek biraz daha anlaşılır olur. Sizinle aramızda direkt bir hat olmadığı için görüşmeleri erişim noktalarına yani santrallere bağlanarak gerçekleştiriyoruz. Böylece, hem ulusal internet omurgamız üzerinden hem de uluslararası internet omurgası üzerinden iletişim sağlamış oluyoruz. Tabii, bu sırada da tüm yazışmalarımız geçici bir süre için sistem tarafından kayıt ediliyor. Bu kayıtlar insan gözüyle değil, programlar tarafından yapılıyor.

Ama, ne zaman ki izleyenler, "A kişisinin e-mailleri okunsun, hesaplarına bakılsın" der, ya da ne zamanki program o e-maillerin içinde bazı kelimelere rastlar, işte o zaman insan gözüyle takip seviyesine geçer.

Bu kayıtlar nerede yapılıyor?

İnternet omurgasından hat alınan herhangi bir yerde.

Böyle bir teknolojiye devletler mi sahip, yoksa canı isteyen herkes mi?

Güç odakları ve otorite sahipleri. Canı isteyen ve yetenekli bir hacker, ancak, iki kişi arasındaki yazışmayı kayıt edebilir, ama o omurgadan çıkan bütün yazışmaları tarayamaz.

Büyük güç otoritelerini kenara koysak, şirketlerde durum nasıl?

Birçok şirkette patronlar, çalışanlarının iş yerinde kullandıkları tüm ekranlarını izler. Üstelik, sadece şirketinizin e-mail adresinden yaptığınız yazışmaları değil, başka bir e-mail adresiniz varsa, onu da izlerler. Ve bu, emin olun, sanıldığından daha yaygın bir uygulamadır.

Arama motorunu kandırabilirsiniz

Arama motorlarında, kişi ya da kuruluşlar hakkında çıkan olumsuz bilgileri yok etmenin imkânı var mı?


Yok edemezsiniz, ama arama motorunu kandırabilirsiniz. Çünkü, yapılan bir araştırmaya göre, arama motorlarının ilk sayfasını açıp, ikinci sayfaya geçmeyenlerin oranı yüzde 88. Dördüncü sayfaya kadar gelenler ise sadece yüzde 1. Yani, hakkınızda istemediğiniz bilgileri yok edemezsiniz, ama 2'den sonraki sayfalara ötelerseniz, gözden kaçırmış olursunuz. Çünkü, kimse bakmıyor.

Peki, bu öteleme kolay bir şey mi?

Hiç değil. Üstelik pahalı. Çünkü istenmeyen bilgileri sonraki sayfalara kaydırıp, ilk sayfayı temizleyebilmek için en az 100 farklı kritere uygun ve en az 100 site, haberi yeniden kurgulamak gerekiyor.

'Zede' uyarısı

'Facebook'zedeler başladı mı?

Birkaç çeşit zede var. Birisi kendi adına başkaları tarafından adres alınanlar. Böyle bir duruma karşı yapabilecek tek bir şey var, o da kullanmasanız bile Facebook'a üye olmanız, kendi isim hakkınızı almanız. Artık, başkaları isminizi kullansa bile gerçeği de orada durmuş olur.

Başka zedeler?

Fotoğrafı kullanılanlar var. Facebook'a konulan resimlerin üzerinde oynamak mümkün. Ya da o resimleri başka ilişkilerin içine yerleştirmek... Bu durumlarda yapacak hiçbir şey yok. Ne mahkemeye gidebilirsiniz ne de o resimleri yok edebilirsiniz. Resimlerinizi her türlü kişi tarafından kopyalanıp kullanılabileceğini düşünerek seçin.

Kendi sayfanızı kapatsanız?

Her zaman böyle bir hakkınız var, ama kendiniz Facebook'tan çıksanız bile başkasının albümündeki fotoğraflarınızı silemezsiniz. Bu tamamen o kişiye kalmış.

Aslında, kötülük yapmak isteyenler için internet inanılmaz güzel bir mecra. Kadınlar, çocuklar, erkekler... İsteyen herkes için kötülük üretilebilir.

Sanki, "Facebook'a girmeyin" der gibisiniz, ama galiba siz de Facebook'tasınız?

'Facebook'a girmeyin' demiyorum. Ama, riskleri bilin ve bu riskleri tolere edebiliyorsanız, taşıyabiliyorsanız girin. Orada karşılaşabileceklerinizi bilin. Fotoğraflarınızı ona göre koyun.

Facebook'taki konumunuzu belirleyin. Ama, yok, ben bu riskleri tolere edemem ve riske de açığım diyorsanız o zaman meraklarınızı yenmenizi öneririm.

kaynak 

Avrupa bilimine Türk desteği

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

 
TÜBİTAK'ın Başkan Vekili Prof. Dr. Yetiş ile Uluslararası İşbirliği Daire Başkan Vekili Doç. Dr. Başaran Türkiye'yi EUROHORCS'ta temsil edecek.

Avrupa Araştırma Kurumları Başkanları'ndan oluşan EUROHORCS'un yönetimine iki Türk bilim kadını girdi. TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, EUROHORCS (European Heads Of Research Councils-Avrupa Araştırma Kurumları Başkanları) genel kurulu ve yönetim kuruluna, TÜBİTAK Uluslararası İşbirliği Daire Başkan Vekili Doç. Dr. Nilay Başaran da idare kuruluna seçildi. Böylece 2005'te üyesi olunan EUROHORCS yönetiminde Türkiye, iki Türk bilim insanı ile temsil edilecek.

Yetiş ve Başaran, Türkiye'nin Avrupa'da bilim politikaları alanında alınan kararlarda etkin olabilmesi yönünde önemli rolü olan görevlerini 2010'a kadar sürdürecek.

EUROHORCS nedir?

Avrupa'daki araştırmayı finanse eden ulusal kuruluşların başkanlarının birliği olan EUROHORCS, 1992'de kuruldu. Kuruluş Avrupa Komisyonu'na danışmanlık da yapıyor.

Kaynak 

Güneş enerjisiyle çalışan buzdolabı

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲


Gazi Üniversitesi tarafından geliştirilen proje ile 3 milyon ev tipi soğutucunun kullanıldığı Türkiye'de yeni teknolojinin yüksek oranda enerji tasarrufu sağlayacağını belirtiliyor.

Gazi Üniversitesi araştırmacıları, güneş enerjisi ile çalışan buzdolabı geliştiriyor.

Doktora tezi olarak başlatılan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Tezleri (San-Tez) kapsamına da alınan projede, buzdolabının çalışması için gerekli enerji, elektrik yerine, güneş panelleri ve jeotermal ısıkaynaklarından elde ediliyor.

Uzmanlar, 3 milyon ev tipi soğutucunun kullanıldığı Türkiye'de yeni teknolojinin yüksek oranda enerji tasarrufu sağlayacağını belirtiyor.

Projenin yürütücüsü Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Adnan Sözen, projede görev alan Yrd.Doç. Dr. Tayfun Menlik, Yrd.Doç. Dr. Veysel Özdemir ve doktora öğrencisi Engin Özbaş ile ortaklaşa yürüttükleri projenin geçen yıl, doktora tez konusu olarak başlatıldığını ve geçen sürede mini bar üzerindeki deneysel çalışmaları tamamladıklarını bildirdi.

Projede, elektrik enerjisi kullanan buzdolapları yerine, Türkiye'de bol miktarda bulunan güneş ve jeotermal gibi ısı kaynağı ile çalışan buzdolabı üretmeyi amaçladıklarını anlatan Sözen, dünyada bu tür teknolojilerin mini bar üzerindeki örneklerinin bulunduğunu, ancak bunların verimlerinin düşük olduğunu kaydetti.

Literatürde teorik çalışma altyapısı bulunan difüzyonlu soğutma sistemlerinin düşük performansları nedeniyle deneysel amaçlı olarak rağbet görmediğini anlatan Sözen, "Çalışmada önerilen ev tipi ejektörlü difüzyonlu sistemin performansı oldukça yüksek olacaktır. Yaptığımız teorik çalışmalar gösteriyor ki ejektörün bu tip sistemlerde kullanılması performansı oldukça arttırmaktadır" dedi.

Yüzde 35 verim artışı sağlandı

Projedeki araştırmacıların uluslararası hakemli dergilerde konuyla ilgili pek çok yayınının bulunduğunu ve şimdiye kadar yaptıkları çalışmada teorik olarak yüzde 35'e varan verim artışı sağladıklarını anlatan Sözen, yaz aylarında buzdolaplarının alt bölümünden 5 derece istendiğini, mini bar üzerinde yaptıkları deneylerde ise eksi 15 dereceye kadar sıcaklık düşüşünü sağladıklarını ifade etti.

Sistemde sıcak su üretimi için güneş panelleri kullanıldığını, bu panellerle buzdolabına enerji sağlayacak 90 derecelik sıcak suyu elde edebildiklerini söyleyen Sözen, sistemin geliştirilmesi ile büyük kapasiteli soğutucular için gereken daha düşük sıcaklıkların da sağlanabileceğini kaydetti.

"Enerji tasarrufu sağlayacak"

Enerji ithal eden Türkiye'nin, bol miktarda alternatif enerji kaynağı bulundurduğunu ve bu nedenle bu tip soğutuculara ilginin yüksek olacağını belirten Sözen, şöyle devam etti:

"Halen ülkemizde kullanılan yaklaşık 3 milyon ev tipi soğutucu göz önünde bulundurulursa, soğutucu teknolojisinde güneş enerjisinin ve ejektörün kullanımı enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra ülke ekonomisine de katkı sağlayacaktır.

Dünyada halen alternatifsiz olarak kullanılan mevcut absorbsiyonlu soğutucular üzerinde iyileştirmeler yapılarak performanslarının arttırılması hedeflenmektedir.

Ülkemizde mevcut olan bol miktardaki güneş enerjisi ile jeotermal enerji potansiyelinin özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgesi için yaz aylarında pik yapan elektrik kullanımının azaltılması amacıyla önerilen sistemin klima teknolojisinde de kullanılabilmesine bu çalışma öncülük edecektir."


Sessiz çalışacak, çevreyle dost olacak

Sözen, çevre ile dost, ozon tabakasına zarar vermeyen ve Türkiye'nin doğal kaynaklarından yararlanan proje ile Türkiye ekonomisine önemli bir katkının da sağlanabileceğini dile getirdi.

Çalışmada halen elektrik enerjisi kullanan soğutuculara alternatif teşkil edecek farklı enerji kaynakları kullanabilen yüksek performanslı ürünlerin ortaya çıkarılacağını kaydeden Sözen, proje ile sistemin boyutlarının da küçültüleceğini ve maliyetlerin de azaltılacağını söyledi.

Projede şimdiye kadar üretilen deneysel amaçlı prototip üzerinde kompresör yerine termal kompresör kullanılmasından dolayı sistemin tamamen sessiz çalıştığını aktaran Sözen, ürünlerin bakım gerektirmeyeceğini ve arızalanmanın da çok nadir olacağını söyledi.

Sözen, projenin 1 Aralık'tan itibaren Sanayi Bakanlığı'nın üniversite sanayi işbirliği çerçevesinde yürüttüğü San-Tez projeleri kapsamına alındığını ve sanayi ortağının da Menteşeoğlu Soğutma A.Ş olduğunu belirtti.

Bu proje ile firmanın da prototip bir ürün ortaya çıkarmak için bilimsel alt yapısını güçlendireceğini anlatan Sözen, "Ürüne özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüksek miktarda talep gelmesi öngörülüyor. Bu projenin devamında klima cihazlarının da elektrik enerjisi yerine ısı kaynağı ile çalışmasını sağlayacak alt yapıya ulaşacağız" diye konuştu.

kaynak 

Red Hat'ın CEO'su değişti

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

Popüler Linux dağıtımlarından Red Hat Linux'ın şirketi Red Hat, 9 yıllık CEO'su Matthew Szulik'in işinden ayrılmasıyla yeni CEO için Jim Whitehurst ile anlaşmaya varıldı. Whitehurst, 1 Ocak 2008'de CEO'luğa resmi olarak atanacak. Szulik'in altında çalışan ekibin ise değişmeyeceği, Whitehurst'un eski ekiple çalışmaya devam edeceği belirtildi.

 

kaynak 

Ses çözümleriyle ün yapan JVC, tahtadan kulaklık üretti!

▼▲▼▲▼Güncel Teknoloji Haberleri▲▼▲▼▲

Mevcut kulaklıklar sizin ihtiyaçlarınızı karşılamıyorsa JVC firmasının yeni ürünü olan tahta kulaklığa bir göz atmanızı tavsiye ederiz. HP-FX500 ismi verilen kulaklık 7.5 gram ağırlığında ve kaliteli ses çıkışı sağlıyor. 100dB/qmW, 8Hz'den 25KHz'e ses aralığı özellikleriyle kaliteli ve farklı kulaklık arayanların göz bebeği olarak gösteriliyor. Satış fiyatı 100 Euro olan kulaklık henüz ülkemizde satışa sunulmadı.

 

kaynak