Blog yazarları tehlikede
İnternet kullanıcılarının kendilerini özgürce ifade edebildiği bloglar, birçok kişinin ölümüne de neden olabiliyor.
ABD’deli blog yazarları, para kazanmak için 24 saat stres altında çalışınca kalp rahatsızlığından ölme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Totaliter rejimlerde ise hükümet karşıtı blog yazarları, tutuklanma ve öldürülme riskiyle karşı karşıya.
İnternete ulaşabilen herkesin, bildiklerini veya hissettiklerini, genelde bedava bir web sayfası yoluyla düzenli olarak dünyayla paylaşmasına olanak veren bloglar, ABD’de giderek artan sayıda insanın geçim kapısı oluyor. Evinin rahatlığında haber üreten Amerikalı blogcular, bunları gazetelere satarak iyi para kazanabiliyor. Ancak New York Times’ın araştırmasına göre, uzun çalışma saatleri ve yoğun stres yüzünden son dönemde birçok blogcu ölümü yaşandı.
Bir teknoloji bloğu hazırlayan 60 yaşındaki Russell Shaw iki hafta önce Florida’da kalp krizinden öldü. Aralık ayında bir başka teknoloji blogcusu Marc Orchant, henüz 50 yaşındayken aynı nedenle hayatını kaybetmiş, 41 yaşındaki Om Malik adlı blogcu ise ölümden dönmüştü. ABD’de birçok blogcu, kilo kaybı veya aşırı kilo alma, uyku bozuklukları, sinir krizleri ve yorgunluktan şikayetçi. Üstelik dünyada sadece birkaç bin kişi bloglar sayesinde para kazanıyor; diğerleri ise bunu amatör bir ruhla yapıyor.
Gelişmekte olan ülkelerde blogcular farklı tehlikelerle karşı karşıya. Suudi Arabistan polisi, siyasi reform isteyen Fuad Alfarhan adlı blogcuyu altı ayı aşkın süredir yargılamaksızın hapiste tutuyor. Sadece Alfarhan’ın bloğuna değil, "Fuad’ı Serbest Bırakın" adlı siteye de artık erişilemiyor.
Yemen'de idam tehdidi
Yemen ise, Arapça
yayın yapan en büyük blog platformlarından biri olan Maktoobblog.com da
dahil birçok siteye erişimi engelledi. Yemen Enformasyon Bakanlığı,
"ulusal çıkarlara zarar veren" blogculara dava açılacağını bildirdi.
Yemen yasalarına göre bu suçun cezası, idam.
Mısır'da 4 yıl hapis
Mısır’da 20 bin tekstil
işçisi bu hafta greve başlamak üzereyken, fabrikaya akın eden yüzlerce
sivil polis bunu engelledi. Bu müdahale olmasa, grev tüm ülkeye
yayılabilirdi. Mahalle el Kübra kasabasındaki bu gelişmeyi, tekstil
işçilerinden biri olan Kerim el Behiri, tuttuğu blog sayesinde tüm
dünyaya duyurdu. Behiri büyük bir risk aldı: Çünkü ülkede, son iki ayda
iki blog yazarı, hükümet karşıtı yazıları yüzünden dörder yıl hapis
cezasına çarptırıldı.
Türkiye’de az blog, bol sansür...
Dünyada 2002 yılından bu yana moda olan bloglar, son dört yılda itibar kazandı. ABD’de
bazı blog yazarları, başkanlık seçimleri için yapılan kampanya
gezilerine davet ediliyor. Yerleşik bir demokrasiye sahip ülkelerde
bloglar ciddi bir mecra olarak görülmeye başlasa da, ABD Yönetimi’nin internetteki ifade özgürlüğünü kısıtlama yönünde adımları var.
Demokratik olmayan yönetimlerde ise bloglar tek çıkış yolu olarak öne çıkıyor. Afrika diktatörlüklerinden Kuzey Kore’ye dek tüm baskıcı rejimlerde hükümet muhalifleri, yazılı basına uygulanan sansürden bloglar sayesinde kurtuluyor. Türkiye gibi "arada kalmış" ülkelerde ise bloglar bu kadar rağbet görmüyor. Ancak Türkiye’nin, bazı internet sitelerine erişimi sürekli engellemesi yüzünden, dünyada Yemen ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle aynı ligde görüldüğü bir gerçek.
BM özel temsilcisi blog yüzünden gitti
Sudan hükümeti, blogunda ülkenin silahlı kuvvetlerini eleştiren Birleşmiş Milletler
temsilcisini iki yıl önce istenmeyen adam ilan edip kovmuştu. İranlı
yetkililer, hükümete methiyeler düzen blogları rahat bırakırken, rejim
karşıtlarına göz açtırmıyorlar. Çin’de,
Tibet ve Doğu Türkistan’daki isyanlarla ilgili yayınlar yapan blogcular
ya tutuklanıyor ya da faili meçhul cinayetlere kurban gidiyorlar.
Küba’da, "Generacion Y" adlı bloguyla resmi basına ender
alternatiflerden birini oluşturarak ülkedeki günlük hayatı anlatan
Yoani Sanches, geçen hafta İspanya’nın en önemli dijital gazetecilik
ödülünü aldı.
