Asıl kıyamet CERN’e üye olmazsak kopacak’
Türkiye’nin CERN’e üyeliği için 40 yılını adayan Engin Arık’tan bayrağı
devralan Prof. Akkuş, siyasetçilere seslendi: “İç meseleleri bırakın,
bilime yatırım yapın, yoksa geleceğimiz olmayacak.”
Isparta’daki uçak kazasında ölen fizikçi Prof. Dr. Engin Arık,
Türkiye’nin, dünyanın en büyük nükleer araştırma merkezi CERN’e tam üye
olabilmesi için 40 yıl uğraştı. Ancak kazada 5 meslektaşıyla birlikte
yaşamını yitirince çalışmaları yarım kaldı. Yaşasaydı Türkiye’de büyük
bir araştırma merkezi kurmayı hedefliyordu. Kazadan bir süre sonra,
CERN’ün 8 gözlemci ülkesinden biri olan Türkiye, merkeze tam üye
olabilmek için ilk adımı attı ama Arık, “En büyük hayalim” dediği
anlaşmanın imzalanmasına tanık olamadı. Bayrağı Arık’tan devralan Türk
Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, meslektaşının çalışmaları
sırasında büyük engellemelerle karşılaştığını ve ardından korkunç
kazanın meydana geldiğini söyledi. Akkuş, NTVMSNBC’ye Türkiye’nin
nükleer macerasını, CERN’ün gerçekleştireceği Big Bang deneyini ve Dan
Brown’un “Melekler ve Şeytanlar” kitabında yer alan “Büyük patlama
olursa, Dünya’yı içine çekecek büyük bir kara delik meydana gelecek”
iddiasındaki gerçeklik payını anlattı ve siyasetçilere “kavgayı
bırakın, bilime yatırım yapın” mesajını verdi.
CERN neden kuruldu?
12 Avrupa ülkesi, 1954 yılında, nükleer araştırmalar konusunda ABD’yle
rekabet edebilmek ve bu ülke karşısında güçlü olabilmek için CERN’ü
(Avrupa Konseyi Nükleer Araştırmalar Merkezi) kurdu. Bugün 20 üyesi
olan ve 80 ülkeden yaklaşık 6500 bilim adamının çalıştığı CERN,
dünyanın en büyük nükleer fizik araştırma merkezi.
Şimdi de Big Bang deneyini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Dan Brown’un
kitabında iddia ettiği gibi bu deneyden sonra Dünya’yı büyük bir
tehlike bekliyor mu?
Aslına bakılırsa, oradan tam olarak ne çıkacağını kimse bilmiyor. Bilim
insanları da küçük bir “Big Bang” yaratacak makineyi takip ederek,
Dünya’nın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacak. Üzerinde 14 yıldır
çalışılan ve 4.4 milyon sterlin harcanan bu deneye LHC (büyük hadron
çarpıştırıcısı) deneyi deniyor. Deneyle 27 kilometrelik alanda yerin
100 metre altındaki tünellerde dev mıknatıslar kullanılarak bugüne
kadar denenmemiş bir hızda ve -271 derecede atom parçacıkları
çarpıştırılacak, ‘Tanrı’nın maddesi’ olarak da bilinen kara maddedin
oluşumu incelenecek. Parçacığa kütle kazandıran nedir, anlamaya
çalışılacak.
Dan Brown “Melekler ve Şeytanlar” kitabında bu araştırmanın bir kara
delik oluşturacağını ve büyük bir kıyamete sebep olacağını yazmıştı. Bu
iddiadan endişe duyuluyor. Gerçekten söz konusu olabilir mi böyle bir
kıyamet?
Ben bu endişeleri ciddiye almıyorum. Sanki büyük bir patlama
yaratılacakmış gibi bir düşünce var ama doğru değil. Bir deney
gerçekleştiriliyor ve bu deneyin tüm Dünya’yı içine alacak bir kara
delik oluşturması mümkün değil. Bence bu Brown’ın meşhur olma
kaygısıdır.
Türkiye’nin programda gözlemci kuruluş olarak yer almasının ve 3-4 yıl içinde tam üyeliğe kabul edilebilmesinin anlamı ne?
CERN’e üye olan ülkeler, yürütülecek projelerin seçilmesi ve izlenip
değerlendirilmesi konularında önemli kararlar alabiliyorlar. Eğer üye
değilseniz, bu karar mekanizmasında etkiniz olmuyor, sadece
gözlemliyorsunuz. Bugüne bizim kadar gözlediğimiz gibi... Aslında biz
tam olarak neyi gözlüyoruz, onu da anlayabilmiş değilim. Şu anda
oradaki deneylere katılabiliyoruz ama deneylerde ve konseyde hiçbir söz
hakkımız yok. Bu yüzden bilim adamlarımızın CERN’e gidip çalışmalara
katılabilmesi söz konusu değil. Üye olduğumuz takdirde Türkiye’den
binlerce fizikçi, mühendis, biyolog ve kimyacı CERN’de çalışabilecek.
Türkiye’nin üye olması için hangi kriterler aranıyor?
Türkiye bu yıl işbirliği anlaşması yaptı. Üyelik için tekrar ve en kısa
sürede başvurmamız gerekiyor. Üç yıllık süre içinde, hem siyasi, hem de
bilimsel alanlarda belli kriterler aranıyor. Siyasi olarak, CERN
konseyinde 20 üyenin Türkiye’nin katılımına ‘evet’ demesi gerekiyor.
Türkiye’nin de bu süreç içinde bilimsel altyapısıyla ilgili tüm
bilgileri CERN’e vermesi gerekiyor. Bunu AB sürecinde yaşadıklarımıza
benzetebiliriz fakat burada beklenti daha az.
CİDDİ ENGELLEMELER VARDI, CUMHURBAŞKANI’NA İLETTİK
Türkiye’de altyapıyı oluşturmak için neler yapılması gerekiyor?
Rahmetli Engin Arık, Türkiye’de bir hızlandırıcı merkezi kurmaya
çalışıyordu, sonra bu üzücü uçak kazası yaşandı ve Arık hayatını
kaybetti. Kazada 6 bilimcimizi şehit verdik. Bu insanlar çok önemliydi.
Önümüzdeki birkaç ay içinde, Ankara’da bu merkezin temeli atılacak.
Merkez, Avrupa’daki CERN’in yavrusu olacak. Bu konuda çok ciddi
engellemelerle karşılaştık ve mücadele verdik. Bu engellemeler sonunda
da uçak kazası meydana geldi. Biz bu engellemelerle ilgili dosyayı
Cumhurbaşkanımıza verdik. Büyüklerimiz gerekeni yapacaktır.
Neydi bu engellemeler?
Bu çok ciddi bir konu ve açıklayamam...
ÇİN VE HİNDİSTAN SÜPER GÜÇ OLUYOR
CERN’e üye olmak Türkiye’ye ne kazandıracak ve ne kaybettirecek?
Türkiye’nin hiçbir kaybı olmayacak, çünkü kimya ile biyolojinin
temelini sağlayan fiziktir. Bütün gelişmiş ülkelere baktığımız zaman,
örneğin ABD ve Rusya’ya ya da yakın gelecekte güçlü olacak Çin ve
Hindistan’a, bilimsel araştırmalara çok büyük yatırım yaptıklarını
görüyoruz. Çin ve Hindistan süper güç olma yolunda hızla ilerliyor. Bu
durumda Türkiye’nin mümkün olduğu kadar çabuk CERN’e üye olması
gerekiyor. 2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazılı
başvuruda bulunduk. 2008 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile
makamında görüşme yaptık ve kendilerinden destek sözü aldık. Bu
tarihden sonra da 14 Nisan 2008’de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı
Okay Çakıroğlu ile CERN Genel Direktörü Robert Aymar anlaşma imzaladı.
Şimdi 3-4 yıl içinde gerçekleşecek tam üyeliği bekliyoruz.
BİLİME YATIRIM YAPMAZSAK, YOK OLURUZ
Türkiye bu çalışmaların gerisinde kalırsa neler olur?
Türkiye’de bilime önem verilmediği bir gerçek. Bu medya için de
geçerli. Bir mankenin özel hayatını daha çok önemsiyoruz. Medyanın ve
siyasilerin öncülüğünde bilimi topluma tanıtmamız lazım. Türkiye
coğrafi olarak çok kritik bir bölgede. Ayrıca dünyanın en zengin doğal
kaynaklarına sahip. Uranyumu, boru, kömürü ve suyu var. Biz
teknolojimizi geliştirip, büyük ve güçlü bir ülke olamazsak varlığımızı
sürdüremeyiz. Siyasetçiler iç problemleri bir kenara bırakmalı ve
oturup ülkenin geleceğini düşünmeli. Bilimsel araştırmaları ön plana
alıp, Türkiye’yi güçlü hale getirmeli. Rahmetli Engin Arık bu işle tam
40 yıl uğraştı. Her yere gitti ve insanlara anlatmaya çalıştı, fakat
kimse onu anlamadı. Ben Engin Hanım’ın son 20 yılında onunla birlikte
çalıştım. Beraber mücadele ettik, çalışmalar başladıktan ancak 54 yıl
sonra işbirliği anlaşması imzalanabildi.
Türkiye’de nükleer çalışmalar altyapı kurulması gerekiyor ve bunun için
de yatırım yapılması... Siyasetçiler şöyle düşünüyor: Bu altyapı
kurulduktan sonra karşılığını almak 10 yıl sürüyor, sanırım bu 10 yıl
onlara çok uzun geliyor; fakat değil... En son Güney Kore’de 80’li
yıllarda bilim kenti kuruldu ve ciddi yatırımlar yapıldı.10 yıl sonra
Güney Kore’nin adını duymaya başladık. Samsung ve Hyundai markalarını
tanıdık. Türkiye de 10 yılı göze almalı.
HATIRLANIRSA WWW CERN’DE KEŞFEDİLMİŞTİ
Cern’ün Türkiye’ye çok büyük fayda sağlayabileceğini
söyleyebilir misiniz? Eğer CERN’e üye olursak bilim adamlarımızın orada
öğreneceği bilgileri kendi ülkemize getirebilme imkanımız var. Ayrıca
orada evrenin nasıl oluştuğuna dair araştırmalar yürütülüyor, bu
çalışmalar yapılırken de yeni teknolojiler gelişiyor. Gelecekte lazer
fizik, plazma fizik, telekomünikasyon, nükleer tıp, malzeme bilimi ve
bilişim teknolojisi gibi bu alanlarda çok büyük gelişmeler olacak.
Hatırlanırsa, World Wide Web (www) internet de CERN’de keşfedilmişti.
